Fıkralar...

****  LAZ BOYACI  ****

Laza karayollarını boyama işi vermişler. Laz başlamış çalışmaya. İlk gün tam 200 metre boyamış. İkinci gün 100 metre, üçüncü gün 50 metre. Artık dördüncü gün 10 metre boyayınca amiri Lazı çağırmış:
- Hayırdır evladım iyi çalışıyordun ?
- Ben yine iyi çalışıyorum
- İyi ama dün 50 metre bugün de 10 metre boyamışsın.
- E... haliyle.
İlk günlerde boya kovasına gidip gelmek kolaydı, sonraları çok vakit almaya başladı.

  

****  İDDİA  ****

Dünyaca ünlü spekülatör George Soros'un dedesi , bir gün bardaki barmene;

-Biliyor musun, ben sol gözümü ısırabilirim demiş. Doğal olarak da barmen buna inanmamış. 100 dolarına iddiaya girmişler.

Neyse Soros'un dedesi takma olan sol gözünü çıkarmış ve barmenin şaşkın bakışları arasında ısırmış ve 100 doları cebine atmış.

Birkaç kadeh içtikten sonra yine barmen dönmüş ve;

-Ben sağ gözümü de ısırırım demiş. Adamın öbür gözünün de takma olamayacağını düşünen barmen, parasını kurtarmak umuduyla 100 dolarına iddiaya girmiş.

Fakat Soros'un dedesi gayet sakin ,takma olan dişlerini çıkarıp sağ gözünü ısırmış.

Aradan birkaç saat geçince Soros barmene:

200 dolarını kurtarmak için sana bir fırsat vermek istiyorum. Ben buradan öyle bir kusarım ki,zerresi bile yere dökülmeden taaa öbür köşedeki çöp kutusuna girer demiş.

Barmen uzun uzun nasıl bir üçkağıt olabileceğini düşünmüş. Birşey bulamamış ve kabul etmiş.

Soros kusmaya başlamış değil etrafa bir damla damlatmamak ortalığı tam manasıyla berbat etmiş.

Barmen 200 dolarını kurtarmanın sevinciyle olduğu yerde zıplamaya başlamış. Biraz sakinleşince Soros'a dönüp;

-Kaybedeceğini bile bile neden böyle bir iddiaya girdin ? diye sormuş.

Dede Soros;

-Kaybettiğimi de nerden çıkardın? Şu karşıda masada oturan iki asık suratlı adamı görüyor musun? İşte onlarla 'Barın ortasında kusarım, barmen de sevinçten zıplar diye 5000 dolarına iddiaya girmiştim... :))))))

 

****  SİNYAL  ****

Temel'e bak bakalım arabanın sinyalleri çalışıyor mu, demişler. Bunun üzerine temel arabanın önüne geçerek sinyallere bakmış ve:
- Çalışayi,
- Çalışmayi,
- Çalışayi,
- Çalışmayi....
 

****  KAZANAN KİM  ****

 

    Ağa ile ırgatı köyden kasabaya giderken, bir ara ağanın aklına bir muziplik geldi : 

    -Bak, dedi, şu yol kenarında ineklerin bıraktığı tezekleri yersen... Bu arabamı da, atları da, koşumları da sana veririm. Senin olsun. 

    Irgat gıcır gıcır arabayı, atları, koşumları görünce, düşünmedi bile... Tezeğin hepsini yiyip bitirdi. 

    Kasabaya gittiler, alışveriş yaptılar. Dönerken,Ağa birden düşünceye daldı.

"Muziplik derken, araba da, at da, koşumlar da gitti" diye düşündü ve Irgata: 

    -Bana bak, dedi. arabayı, atları, koşumları geri istiyorum. Kaça verirsin? 

    -Para filan istemem. Aldığım fiyata veririm, ağa... 

    -Yani? 

    -Yanisi şu ; Bak karşı kenarda duran tezekleri gördün mü? Sen de onları ye! Al arabayı, atları koşumları!... 

    Baktı başka çare yok, ağa da eğildi, zorlana zorlana yedi tezekleri... 

    Tam köye yaklaştıkları sırada ırgat gülmeye başladı kendi kendine...

    -Ne gülüyorsun, diye sordu ağa. Birşey mi var? 

    -Nasıl gülmem, ağam? Biz yola çıkarken bu araba da, bu atlar da, bu koşum da senindi. Şimdi yine senin...

Peki, öyleyse biz o tezekleri niye yedik?

 

 

****  ODACILAR  ****

İki müdür odacılarından şikayet ediyormuş. İkisi de kendi odacısının daha aptal olduğunu iddia ediyormuş. Birbirlerine kabul ettirmeye bahse girmişler. Bir tanesi zile basarak odacısını çağırmış ve demiş ki:

-Al su 50 bin lirayı, git bana en son model arabalardan birini al getir. -"Başüstüne" diyerek çıkmış odacı kapıdan. Ardından diğer müdür kendi odacısını çağırmış :

-Git simdi bizim eve bak bakalım ben evde miyim?-

"Emredersiniz efendim" demiş ikinci odacı. Tam kapıda iki odacı karşılaşmışlar, onlar da müdürlerini çekiştirmeye başlamışlar. Biri demiş ki:

-Ya su bizim müdür de çok salak, bana 50 bin lira verdi, git son model bir araba al gel dedi. Bugün pazar hiçbir yer açık değil ki!

-O da bişi mi, asil benimki benden evine gidip kendisinin evde olup olmadığını öğrenmemi istedi. Aptal adam, elinin altında telefon var açıp sorsana!
 

****  AVCI TEMEL  ****

Dört kişilik avcı grubu, tecrübeli Avcı Temel'in önderliğinde ormanda ilerlemektedirler. Karşılarına küçük bir delik çıkar. Temel:

"Yatın yere tavşan deliği!"

Bütün avcılar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavşan çıkar. Avcılar hemen Vururlar. Tekrara yürümeye başlarlar. Bir süre sonra büyük bir delik çıkar karşılarına. Temel:

"Yatın yere, tilki deliği!"

Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar onu da vururlar. Tekrar düşerler. Bu defa daha büyük bir delik çıkar. Temel:

"Yatın yere ayı ini",

Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. İyice keyiflenen avcılar yürümeye devam ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin başında dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakaralar. Temel:

"Uşaklar ne çıkacağunu bilmeyrum. Ama yatın ne çıkarsa bahtumuza!"

Ertesi gün gazetelerde: "Dört avcı tren altında can verdi..."
 

****  KESİNLİKLE  ****

80 yaşında bir adam doktora gider. Doktor adamın sağlığını sorduğunda, adam: "harika,18 yaşında bir karım var ve benden hamile" der.
Doktor birkaç dakika düşündükten sonra adama döner ve "sana bir hikaye anlatacağım" der.
"Avlanmaktan çok hoşlanan bir adam varmış. Her gün tüfeğini alarak ava gidermiş. Fakat bir gün dalgınlıkla tüfek yerine şemsiyesini almış. Ormana gitmiş. Ağaçların arasında yürürken karşıda bir geyik görmüş. Hemen şemsiyeyi çıkarmış ve nişan almış ve....pat....geyik yere yığılmış."

Adam şaşırmış ve doktora dönerek: "olamaz......başka birisi vurmuş olmalı" demiş.
Doktor: "
Kesinlikle !"
  :)
 

****  AYNA  ****

Erzurum un bir köyünde köyün tamamı ve şıhhh, hayatında hiç ayna görmemiştir...
Bu köyden bir adam aynaya ilk rastladığında, aynayı incelemeye ve ona bakmaya başlar. Ardından, aynada gördüğü suratı ölen kardeşi zannedip ağlar

- "Vay benim zavallı gardaşım, vay benim zavallı gardaşım"

Köylü aynayı koynuna alıp yatar. Hanımı eşinin ayna koynunda yattığını görünce şüphelenir. Adamı uyandırmadan, aynayı alıp bakar. Öfkeden kudurmuştur.
- "Vay" der heyacanla "Herifim beni bir karıyla aldatır."

Aynayı alıp, köyün şıhına gider. Aynayı göstererek

- "Şıh Efendi" der. "Benim herif beni bir karıyla aldatır."
Aynayı alır şıh...Yüzüne tutar.
- "Bacım" der.
"Bu bir karıdan ziyade gavata benziir..."
 

****  MANTAR  ****

Heey dostum iyi haberlerini aldım, evlenmişsin!!
- Evet bu 4. oldu
Önceki üçüne ne oldu peki?
- Üçü de öldü.
Yapma ya.. çok üzüldüm.. nasıl oldu peki?
- İlk karım yediği mantarlardan zehirlenerek öldü.
Bu korkunç birşey... peki ya ikincisi?

- O da mantar zehirlenmesinden öldü.
Tanrım, ne kaderin varmış senin. Ya üçüncüsü?
yoksa o da mı?
- Hayır hayır, o boynu kırılarak öldü.
Anlıyorum, kazaydı yani...
- Hayır... mantarları yemedi....

 

****  KUTUP AYISI  ****

Soğuk bir kutup gecesinde yavru kutup ayısı annesine yaklaşarak;
- Anneeee, ben kutup ayısı miyim?
- Evet oğlum.
- Peki anneee sen de kutup ayısı misin?
- Evet oğlum.
- Peki anneee babam da kutup ayısı mi?
- Tabii ki oğlum.
- Peki anneee dedem, dedemin dedeleri falan hepsi kutup ayısı mıydı?
- Evet oğlum hepsi kutup ayısıydı...
- Yani sülalemizde bi karışıklık falan yok di mi anne?
- Yok tabi oğlum hepimiz kutup ayısıydık, niye soruyorsun?
-
Üşüyorummmm anasını satıyım... Üşüyorummmmm!..

 

****  VEFA :)  ****

Adam komadadır… Yanında ise karısı… Adam gözleri nemli bir halde karısına doğru bakar ve kısık sesiyle konuşmaya başlar:

“İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin, unutamam…"

"İflas ettiğim gün oradaydın, unutamam…"

"Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm unutamam…"

"Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın, unutamam…"

Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabii.

Simdi komadayım yine başucumdasın…Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın…

 

****  TÜRK CEHENNEMİ  ****

Dört samimi arkadaş, felekten bir gece çalmışlar, hep birlikte aynı arabada eve dönüyorlar. Trafik terörü bunların canını alıyor. Öbür tarafta Azrail'in huzuruna çıkıyorlar, Azrail soruyor:

"Türk Cehennemi'ne mi, Avrupa Cehennemi'ne mi gitmek istersiniz?"

"Fark nedir?" diye sorar bizimkiler.

Yanıt nettir. "Avrupa Cehennemi'nde her gün 1 kepçe, Türk Cehennemi'nde her gün bir kova pislik yersiniz."

"Biz Türk doğduk, Türk öldük, tabii ki Türk Cehennemi'ne gideceğiz" der bizimkiler, uyanık geçinen biri dışındakiler.

Bizimkilerin üçü Türk Cehennemi'ne, biri de Avrupa Cehennemi'ne gönderilir.

Aradan epey zaman geçer. Avrupa Cehennemindeki eleman her gün 1 kepçe insan pisliği yemekten bıkmıştır. Arkadaşlarını ziyaret edip biraz moral bulmak ister. Türk Cehennemi'ne gittiğinde, bizimkiler şen şakrak, gülerek karşılar onu. Dayanamaz, sorar,

-Ben bir kepçesini hazmedemiyorken, siz her gün bir kova yiyip nasıl bu kadar neşeli olursunuz?

"Oğlum" derler "burası Türk Cehennemi, bir gün bok olur, kova olmaz, bir gün kova olur bok olmaz. 3 aydır bi bok yediğimiz yok"
 

****  HAVADİS  ****

Temel askerdeyken izinden yeni dönen arkadaşı Dursun'a sormuş:

"Ula Dursun ha bakayım memlekette neler oliyii?" "

pek bisii yoktir"

"nassi yoktir?

hic bişii mi olmaayi?"

"yalnizca sizin kedi öldi."

"yapma yavv"

"Heee...öldi..köpekten azcuk sonra öldi"

"köpek te mi öldi?"

"he yaa.. sizin atın kemikleri boğazına takıldi sonra öldi"

"atta mı öldi?"

"Babanın cenazesini taşırken uçurumdan düşti"

"babam da mi öldi?" "ananın acısına dayanamadi?"

"anamda öldi hee?..vah vah desene bizim ocak sönmüş

"valla şindi bilmiyom ama ben geliyken daha yaniydi""
 

****  HARÇLIK  ****

Oğlu, Kayseriliden para istedi:
- "Baba 500 bin lira verir misin?" Kayserili :
- "400 bin mi? Naapcan lan 300 bini. 200 bin neyine yetmiyor. Al sana 100 bin yeter." der ve çıkartıp 50 bin lira verir. Bunun üzerine oğlu pişkin pişkin güler:
- "Baba bana zaten 50 bin lira lazımdı." Kayserili :
- "Bak kerataya, sahte para vermesem kazıklayacaktı beni.."
 

****  SATIŞIN SIRRI  ****

Ateşli bir köy çocuğu şehrin en büyük marketinde işe başvurur. Dünyanın bu en büyük alışveriş merkezinde her şey ama her şey satılmaktadır. Patron sorar :

- Daha önce hiç satıcılık yaptın mı?

- Evet köyümde bu işi yaptım. Patronun gözü çocuğu tutar :

- İyi, yarın başlıyorsun.

Ertesi gün akşam olur ve patron çocuğu karşısına alır ;

- Evet, bugün kaç satış yaptın??

- Bir!

- Ne bir mi? Diğerleri 20-30 satış yaptılar, Nasıl bir? Kaç dolar tuttu peki?

- 320.334 USD doları. Patron şaşırır ve sorar:

- Nasıl becerdin bunu?

- Adama başta küçük boy bir olta, sonra orta boy ve sonra da büyük boy bir olta sattım. Adama nerede balık tutacağını sordum. Kıyıda diyince bir tekneye ihtiyacı olduğunu söyledim. Tekne bölümüne indik ve çift motorlu, yelkenli, lüks bir yat sattım. Vosvosuyla bunu çekemeyeceğini söyleyince son model 4x4 bir jeep sattım. Patron kendinden geçer:

- Ne diyorsun, bütün bunları bir küçük olta almaya gelen adama mı sattın? Genç çocuk cevap verir :

- Yoo aslında karısı için bir tane ped istemişti... Ben de ona şöyle dedim:      

 " Hafta sonun mahvolmuş, sen en iyisi balığa git..."

 

****  SERSERİ  ****

Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbirseyi olmayan kibirli bir adamla karsılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir...

Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa:

"Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem" der.

Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin su karşılığı verir :

- Ben çekilirim!